Çocuğunuza En Büyük Kötülüğü Siz Yaptınız ve Siz Öğrettiniz. Nasıl mı?

    A+
    A-

    Hz Ali (r.a): Çocuğun babası üzerinde hakkı vardır; babanın da çocuğu üzerinde hakkı vardır. Babanın çocuk üzerindeki hakkı; Münezzeh olan Allah’a isyan hariç her şeyde ona itaat etmesidir. Çocuğun babası üzerindeki hakkı; ona güzel bir isim vermesi, güzel terbiye etmesi ve Kur’an öğretmesdir. Nitekim Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde: ‘Bir babanın evladına vereceği en güzel hediye terbiyedir’ şeklinde buyurmuşlardır.

    Yine Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde: ‘Evleniniz, çoğalınız. Şüphesiz ki kıyamet gününde ben ümmetimin çokluğu ile övüneceğim’ şeklinde buyurmuştur ancak evlenmeye ve çoğalmaya (çocuk) teşvik ederken de haramları helal sayacak, sünnetime yüz çevirecek, Allah’ın koymuş olduğu farzları hiçe sayacak, kendi nefsi, heva ve arzuları doğrultusunda yaşayıpta Hakk’ın emir ve yasaklarını dikkate almayacak, benim sünnetim olmayan şeyleri benim sünnetimdenmiş gibi bana mal edecek şekilde evlat yetiştirin demediğide kesindir.

    Ancak anne-babanın tüm çabalarına rağmen, uğraşlarına rağmen burnunun dikine gitmekten, doğru zannettiği yanlışlardan vazgeçmeyen, kendisini elem verici bir ateşten sakındırmak için uğraşan anne-babalarına karşı duyarsız davranan evlatlar, söz dinlememeleri vs vs.

    Hani demiştikya at peşinde, it peşinde, top peşinde koşturan anne ve babanın evladına zarardan başka vereceği hiçbir şey yoktur. Çocuğunuza yalanı ilk söz öğrettiniz. Şöyle ki birisi telefonla aradı ve evde olduğunuz halde çocuğunuza beni soran olursa evde yok gibisinden sözlerle yalan söylemenin ne olduğunu bu şekilde aşılamış oldunuz. Artık ne kadar evladım yalan söylemek, başkalarını kandırmak çirkin bir harekettir, günahtır diyecek olsan da etkili olması ya çok zor olacaktır yada mümkün olmayacaktır. Çünkü kötü ise sen neden yapıyorsun yada yaptırıyorsun gibisinden bir cevap ile muhatap kalabilirsiniz.

    Çocuğunuza kumarı siz öğrettiniz, olması gerekenden fazlasıyla sanki her şey parayla satın alınıyormuş yada alınabiliyormuş gibisinden çok para kazanmasını ve bu yola girerken de helalmiş harammış dinlememesi konusunda yanlış bir empoze yaptınız. Şöyle ki; Sizin birşey olmaz, ne olacak, kimsenin malını gasp etmiyorum vs vs savsatalarla hem kendinizi kandırdınız hemde çocuğunuza kötü örnek oldunuz. Milli piyango biletleridir, şans oyunlarıdır, iddaadır vs vs. Bunlarda kimseyi kırmadığın için bir kötülük olmadığı düşüncesiyle içerisine daldınız. Ama bu dalış sizin ve ailenizin, çoluk,çocuğunuzun helak olması için şeytanın elinde bir malzeme oldu. Çocuk zamanla aklı erdiği ve aklı erdikçe de aklı dünyevi menfaatlere ve çıkarlara çalışacağı içindir ki, küçüklüğünde ne görmüşse büyünce de aynı huyunu sürdürme ihtimali yüksektir ki nefsini terbiye etmezse eğer anne-babasının düştüğü hataya kendisininde düşmesi içten bile değil.

    Daha çocuktur, küçüktür, bir şey olmaz, bir şeyden anlamaz diyerekden çocuğa namazı-orucu, Allah’ı, Kitab’ı ve Sünnet’i öğretmek yerine tuttunuz eline oyun kağıtlarını, domino taşlarını, şans oyunu biletlerini tutuşturdunuz. Bu şartlar altında büyüyen bir çocuğun da, annesinin ve babasının akıbetinden de korkulur.

    Vermeniz gereken zamanlarda vermeniz gereken şeyler yerine vermemeniz gereken şeyleri verecek olursanız eğer, yapması gereken yerlerde yapmaması gereken, yapmaması gereken yerlerde de aksini yapacak ki tablosu ortaya çıkacaktır ki bunun zararı ama öyle ama böyle, ama şimdi ama daha sonra size geri dönecektir. Şayet eğer çocuklara ilmi bir terbiye verilecek olsaydı anne-babalar huzur evlerinde dolup taşamazdı.

    Anne olan hanım kardeşimiz kapanmanın ne olduğunu bilmediği için, bilmediği şeyi evladına öğretmesi zordur. Anası mini etek giyerse, kızı belkide onu bile giymez. Anası rujdur, makyajdır ıvır zıvır şeylerle haşır neşir olurken bunu gören kız çocuğununda annesi olacak hanım kardeşimizden daha kötü bir duruma düşmesi içten bile değildir (istisnalar olsa da).

    Sözü fazla uzatacak değilim ki bu misalleri çok artırabilirsiniz. Artık bunu kendiniz kıyaslayın. İşte Yüce Allah’ın “Ama onlar mutlaka kendi yükleri ile beraber başka yükleri de yani başkalarını saptırmanın vebalini de taşımak zorunda kalacak ve kıyamet günü uydurdukları iftiralardan sorguya çekileceklerdir (1)” buyruğu da buna bir misal olarak işaret etmektedir. Ancak ebeveyninizin sürekli olarak birşeyleri tekerrür ediyor olması o şeyin doğru olduğunu gerektirmez. Biz babalarımızı bir dine bağlanmış gördük. Biz de onların izlerine uyduk” demiş olmasınlar (2)”. .”Peygamber onlara: “Peki, size babalarınızın bağlandığı dinden daha doğrusunu getirmişsem, yine de sürüp gidecek misiniz? (3)”. Burdanda her Müslümana ilim öğrenmek farzdır hadis-i şerifinin mahiyeti ortaya çıkmaktadır. İlim öğrenmeniz ve öğretmeniz hem kendiniz için hemde aile efradınız için bir kurtuluş reçetesidir. İşte bu yüzdendir ki yüce Allah “Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun! Onun başında heybetli, sert ve şiddetli melekler olup onlar asla Allah’a isyan etmez ve kendilerine verilen bütün emirleri tam yerine getirirler (4)” şeklinde buyurmaktadır.

    Tabi ki bu işin bir boyutu. Her ne kadar işin ucu anne-babaya dokunacak olsa da bütün mesuliyet anna-babaya ait değildir. Anne-baba ilmi bilgiyi belki vermiştir belkide vermemiştir. Ancak vermemişse bile bütün sorumluluk onlara aittir diyerekden işin içinden çıkamazsın.  Anne-baba bir yere kadar sorumludur. Ondan sonra yapacağın bütün eylemlerden bizzat sen sorumlusun. Anne-baba seni eğitmemişse bile sen kendi kendini eğitmek zorundasın. Fıtratın buna uygundur ve eğilimlidir. Nitekim yüce Allah “Rabbinin Adem evlatlarından, misak aldığını da düşünün: Rabbin onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onların kendileri hakkında şahitliklerini isteyerek “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurunca onlar da “Elbette!” diye ikrar etmişlerdi. Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu! (5)”. “Yahut: “Ne yapalım, daha önce babalarımız Allah’a şirk koştular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o batılı başlatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?” gibi bahaneler ileri sürmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı (6)” ayet-i celileleri bunlara bir misal olarak işaret etmektedir.Anlayana.

    “Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur;  kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermediğimiz hiçbir halkı cezalandırmayız (7)”.

    Yazıda istisnaları tenzih ederim.

    Kaynak: İsmail Ekinci

    (1-Ankebut Süresi 13) (2-Zuhruf Süresi 23) (3-Zuhruf Süresi 24) (4-Tahrim Süresi 6) (5-A’raf Süresi 172) (6-A’raf Süresi 173) (7-İsra Süresi 15)

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.