DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

Evlenilmesi Haram Olan Kadınlar

Ve Rabbin dedi ki: “İçinizden evli olmayanları, köle ve cariyelerinizden evlenmeye müsait olanları evlendirin! (1)”. “O’dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti (2)”. “O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de: Kendilerine ısınmanız için, size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir. Elbette bunda, düşünen kimseler için ibretler vardır (3)”

İki Kız Kardeşle Evlenmek Caiz Midir?

Ancak “Ey mümin erkekler! Şunlarla nikahlanmanız haram kılınmıştır: Anneleriniz, kızlarınız, kızkardeşleriniz, Halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, Sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, Kayınvalideleriniz, kendileriyle zifafa girdiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Fakat zifafa girmediğiniz eşlerinizin kızlarını nikahlamanızda beis yoktur. Keza öz oğullarınızın eşleri ile evlenmeniz ve iki kızkardeşi nikahınız altında birleştirmeniz de haram kılındı. Ancak daha önce geçen geçmiştir. Çünkü Allah gafur ve rahimdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur) (4)” şeklinde buyurarak kendilerine haram kılınan kişileri belirtmiş ve başka bir ayet-i kerime de ise “Namuslu, zinaya girmemiş ve gizli dostlar edinmemiş insanlar halinde yaşamanız şartıyla, müminlerden hür ve iffetli kadınlarla, sizden önceki Ehl-i kitaptan hür ve iffetli kadınlar da, mehirlerini verip nikahladığınızda size helaldir (5)” ve başka bir ayet-i kerimede ise “Müşrikleri iman edinceye kadar nikah etmeyiniz.

Elbette mü’min olan bir cariye, bir müşrik kadından hayırlıdır. İsterse müşrik kadın sizin hoşunuza gitsin. Ve müşrik erkeklere de iman etmedikçe Müslüman kadınları nikah ettirmeyiniz. Elbette bir mü’min köle, bir müşrikten hayırlıdır. İsterse o müşrik hoşunuza gidecek olsun. Onlar o müşrik erkek ve kadınlar, insanı ateşe davet ederler. Allah Teala ise kendi izniyle cennete ve mağfirete davet buyurur. Ve insanlara ayetlerini açıkça bildirir, ta ki öğüt alsınlar (6)”

Ancak birde şu var ki geçici olarak haram kılınan ve evlenilmesi yasak olan kişiler de mevcuttur ki bunların haramlığı bir süre sonra ortadan kalkarak tamamen helal olur.

Nitekim Yüce Allah “Boşanmış kadınlar kendilerini tutup yeni bir nikah yapmadan önce üç adet beklesinler! (7)” buyurarak eşlerinden boşanan kadınların üç temizlik dönemi geçmeden ne bunların evlenebileceği nede bunlarla evlenilebileceği yasaklanmıştır. “Allah’a ve ahirete iman ediyorlarsa, kendi rahimlerinde Allah’ın önceki evlilikten yaratmış olduğu çocuğu veya hayızı gizlemeleri onlara helal olmaz (7)”. Bir diğeri de eşi ölen kadının beklemesi gereken dört ay on günlük süredir ki yine aynı şekilde bu süre zarfında bu iddeti bekleyen bir kadınların evlenmesi ve bunlarla evlenilmesi yasaklanmış ve Yüce Allah bunu: Ve sizlerden vefat edip de geriye eşler bırakanların eşleri kendileri hakkında dört ay on gün beklerler (8)” buyruğu ile kullarına karşı beyan etmektedir.

Nitekim bunda birçok hususların yanı sıra yüce Allah “Böylece sizi birbirinizle imtihan ediyoruz: bakalım buna sabredecek misiniz, sabredemeyecek misiniz? Rabbin zaten her şeyi görmektedir (9)” buyurmuş ama siz “Halbuki O’nu arkanıza atıp unuttunuz (10)”. İşte “Artık onlar bu günlere yetişeceklerini unuttukları gibi ve bizim ayetlerimizi inkar eder oldukları gibi biz de onları bugün unutacağız (11)”.” Ve yapar olduğunuz şeyler yüzünden ebedi azabı tadın (12)”

Şimdi açıklamaya ve izaha gelecek olursak ki yukarıda belirtilen ayetlerin benzerleri yine aynı şekilde Kur’an-ı Kerim de tekrar tekrar geçmektedir ta ki “İşte bu, bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine bir yol tutar (13)” ve başaka bir ayet-i celile de ise “Şüphe yok ki, bunda elbette bir öğüt vardır, kendisi için bir kalb olan veya kendisi şahid olarak kulak veren kimse için (14)”. “Artık kim dilerse onu okuyarak öğüt alır (15)”.

Şimdiki zamane kızları teşhircilikten tutun, kişiyi tahrik etmekten tutun, gizli gizli dost edinmekten ve o edindiği dostla aynı evde kalmaktan tutunda, daha boşanır boşanmaz yada eşi ölür ölmez kendisini piyasaya sunup iddet süresini beklemeye bile gücü ve takati olmayan nefsine düşkün aciz insanlardan ne hayır gelir ve bu insanları nasıl kendinize eş diye alırsınız ve siz hanımlar bu iddet süresini yüce Allah emretmişken nasıl bu emir ve yasağı delerek gidip kendinize koca ve koca adayı buluyorsunuz anlamak mümkün değil? Allah’ın yasakları nerede siz nerede?

Yüce Allah hepsini tekrar teker belirtmişken ve öğüt alasınız diye hepsini indirdiği Kitabında ve gönderdiği Resulü Hz Muhammed (s.a.v)) tarafından açıklanmışken nasıl gider de aksine hareket edersiniz? Yüce Allah mümin bir cariye müşrik bir kadından daha hayırlıdır diye buyurmuşken ve müşrik erkekleride iman etmedikçe nikah ettirmeyiniz diye buyurmuşken siz sadece ‘La ilahe illallah Muhammeden Resulülah’ demekle yetindiniz ama Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına tam aykırı ettiniz. Sizin -istisnaları tenzih ederim- imanınız, namazınız, orucunuz ne zaman ki dünyalık bir menfaatle karşı karşıya geliyor ve ikisinden birini tercih etmek zorunda kalıyorsunuz ve imanınızı kalbiniz yerine tamamen dilinize vurdunuz. Nice kapalı -çarşaf- bayanlar biliyorum ki önce çarşaflıdır, bir süre sonra çarşafı çıkartıp başörtüsü giyer, bir süre sonra pantolon giyer ve en sonunda da namazı da niyazı da tamamen terkeder. İşte sizin evlilikleriniz böyle. Ha diyecek olursanız ki bu kadar evlilik nasıl sürüyor cevabını vereyim: Tencere yuvarlanıp kapağını bulmuş misali. İsterseniz bir bakın bakalım, kıyaslayın çiflerin yaşantılarını. Göreceksiniz ki -istisnaları tenzih ederim- huyuda suyuda birbirine çok yakındır ve ikisininde namazla niyazla ,emir ve yasaklarla ilişkileri yoktur ve bu Allah korkusu ve sevgileri dilinden öteye gitmiyordur.

Oysa Yüce Allah “Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun! (16)” emri ile gerek kendinizi gerekse aile efradınızı alevli ve elem verici bir azaptan korumanızı buyurmaktadır. Ama dedimya Allah’ın emirleri nerede siz nerede… Dedikya tencere yuvarlanıp kapağını bulmuş işte o misal. Siz öyle insanlarsınız ki -istisnaları tenzih ederim- Allah’ı bilen ama itaat etmeyen, itaat yerine isyan eden, Resulü bilen ama bildirdiklerini tatbik etmeyen, imanını kalbi yerine sadece dilinde yaşayan, bedenen yapması gerekeni kendince kalbinde yapan tiplersiniz. Kısacası siz içi boş davul gibisiniz. Vurunca ses çıkıyor vurmayınca ne varlığı belli nede yokluğu. Dini konular olunca konuşursunuz, kendinizce herşeyi bilirsiniz ama bildiklerinize hareket etmezsiniz. Zaten dini konularda ancak bir ortam olunca aklınıza gelir diğer zamanlarda ne Allah aklınıza gelir, ne zikir nede fikir. Nefsiniz sizi köreltmiş ve tamamen nefsinizin kulu kölesi olmuşsunuz. Hani demiştikya içi boş davul gibisiniz bundan şüpheniz varsa eğer yüce Allah’ın “Baksana kendi heva ve hevesini ilah edinen, ilmi olduğu halde Allah’ın kendisini şaşırtıp, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözlerine de perde çektiği kimsenin haline! Hakkı görmemekte ve azgınlıkta ısrar etmesi sebebiyle Allah’ın şaşırttığı bu kimseyi kim yola getirebilir? Düşünmüyor musunuz? (17)” buyruğuna kulak verin de biraz düşünün. Üç günlük dünyanız için ama kurtarırsınız ama kurtaramazsınız ebedi bir hayatınızı riske atmayın ve başıboş yaatıldığınızı düşünerek hareket etmeyin. Çünkü yüce Allah : “Nedir bu cehalet!. Öyle inkarcı bir (insan sanır mı ki:) dünyada (başıboş bırakılacaktır.) hiç bir şey ile mükellef bulunmayacaktır. Yahut kabrinde terk edilecek, bir daha hayata kavuşturulmayacaktır. O gafil insan, hiç yaratılışın başlangıcını, hayatın gayesini düşünmez mi?. Allah’ın kudreti ile öldükten sonra sonra tekrar hayata kavuşacağını hiç aklına getirmez mi? (18)”

Allah’ın selamı hak edenlerin üzerine olsun….!!!

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Nur Süresi 32) (2-A’raf Süresi 186) (3-Rum Süresi 21) (4-Nisa Süresi 23) (5-Maide Süresi 5) (6-Bakara Süresi 221) (7-Bakara Süresi 228) (8-Bakara Süresi 234) (9-Furkan Süresi 20) (10-Hud Süreis 92) (11-A’raf Süresi 51) (12-Secde Süresi 14) (13-İnsan Süresi 29) (14-Kaf Süresi 37) (15-Müddessir Süresi 15) (16-Tahrim Süresi 6) (17-Casiye Süresi 23) (18-Kıyame Süresi 36)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.