Kıskançlık ve Nedenleri

    A+
    A-

    Kıskanma Duygusunun Kaybolması

    Günahların olumsuz etkilerinden biri de kalpteki kıskanma duygusunun ateşini söndürmesidir. Bu ateş, kalbe canlılık verme ve düzgünlüğünü sağlama bakımından bedenin doğal hararetine benzer. Kıskanma duygusu, kalpteki çirkeflikleri ve yerilen özellikleri kalbin dışına çıkaran hararettir, ateştir. Adeta, altının, gümüşün ve demirin içindeki cürufu dışarı atan ateş körüğü gibi.

    İnsanların en onurlu, en azimli olanı, hem kendine hem yakın çevresine hem de insanların geneline karşı en üst seviyede kıskanma duygusuna sahip olan kimsedir. Bu sebepledir ki Peygamberimiz (s.a.v), ümmetiyle ilgili hususlarda kıskanma duygusuna en fazla sahip olan insandı.Allah Teala bu özelliklere ondan daha fazla sahiptir.

    Aşırı Kıskançlık

    Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Sa’d’ın kıskanmasına hayret mi ediyorsunuz? Yemin olsun ki ben haysiyeti koruma (hamiyetli olma) bakımından ondan daha gayretliyim. Allah da bu hususta benden çok daha gayretlidir.

    Sahihte yer aldığına göre Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Haysiyeti koruma bakımından Allah’tan daha gayretli kimse yoktur. Bundan dolayı ahlaksızlık fiillerinin gizlisini de, açığını da haram kılmıştır. Ayrıca özür dilenmesini Allah’tan daha fazla seven kimse de yoktur. Bu nedenle resulleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermiştir. Övgüyü de Allah’tan fazla seven bir kimse yoktur. Bu sebeple O, Kendini övgüyle anmıştır.

    Bu hadiste Peygamberimiz (s.a.v), aslı itibariyla çirkinlikleri hoş görmemek, onlardan buğzetmek olan kıskanmayı, mükemmel adalet, rahmet ve iyiliği gerektiren özür dileme sevgisini bir arada zikretmiştir. Yani Allah Teala -ileri derecede kıskanma özelliğine sahip bulunmakla birlikte- kulunun Kendisinden özür dilemesini de sevmekte ve Kendisinden özür dileyen kimsenin özrünü kabul etmektedir. Ayrıca kullarını, kıskanacağı şeyi işleseler de özür dileme imkanını kendilerine tanımaksızın sorumlu tutmamaktadır. Bu nedenle özür dileme imkanı tanımak ve uyarmak üzere resullerini göndermiş ve kitaplarını indirmiştir.

    Şanın, onurun ve iyiliğin varacağı son nokta, mükemmelliğin zirvesi işte budur. Yaratılmışlar içerisinde kıskanma duygusu ağır basan çoğu kimsenin aşırı kıskançlığı, onu özür dileme fırsatı vermeden, dilenen özrü kabul etmeden hemen cezalandırmaya ve gereğini yapmaya sevkeder. Hatta kendisinin aynı konuda mazereti olsa bile. Şiddetli kıskançlığı kendi mazeretini dahi kabul etmeye izin vermez.

    Çoğu kimseyi özrü kabul etmeye iten saik, kıskanç olmamalarıdır. Öyle ki mazeretler konusunda oldukça geniş davranarak özür olmayan şeyi dahi özür kabul edebilmektedirler. Kendileri de çok nadiren özür dilemektedirler. İki kesim de mutlak anlamda övgüye şayan değildir

    Kıskançlık Seviyesi

    Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Kıskançlığın Allah tarafından sevileni vardır, Allah tarafından buğzedileni vardır. Allah’ın buğzettiği kıskançlık, yersiz olan kıskançlıktır

    Övgüye değer olan kıskançlık, özrü kabul etmekle bir arada bulunur. Yani yeri geldiğinde kıskanır; yeri geldiğinde özrü kabul eder ki, böyle bir kimse övgüyü gerçekten hak eder.

    Allah Teala kemal sıfatlarının tamamını Kendinde toplamış olduğu için övülmeye herkesten daha fazla hak sahibidir. Bununla birlikte hiç kimse O’nu gerektiği gibi övemez. O, Kendi zatını nasıl övmüşse, nasıl övgüyle anmışsa öyledir.

    Kıskanma sıfatına sahip olan kimsenin, Allah Teala’nın özelliklerinden biri konusunda Rabbi ile arasında uyum vardır. Herhangi bir sıfatı konusunda Rabbi ile arasında uyum bulunan kimseyi o sıfat alıp götürür. Rabbinin huzuruna sokar, O’na yaklaştırır, rahmetine yakın eder ve O’nun tarafından sevilmesini sağlar. Allah Teala rahmet sahibidir, merhametli olanları sever; kerimdir, kerem sahibi olanları sever; alimdir, ilim sahibi olanları sever; güçlüdür, güçlü olan mümini sever -ki güçlü mümin, güçsüz mümine nazaran Allah’a daha sevimlidir-; hayalıdır, haya sahibi olanları sever; cemal sahibidir, güzel olanlarıs ever; tektir (vitirdir), teklik ehli olanları (vitir namazı kılanları) sever.

    Günah ve masiyetler, sözü edilen özelliklerin zıddını gerektirme ve bu özelliklerle bezenmeye engel olma durumundan başka bir şey ihtiva etmiyor olsalar, bu durum dahi ceza olarak yeterlidir. Akla gelen ilk düşünce vesveseye, vesvese iradeye dönüşür, irade de güçlenerek azimet halini alır. Sonra da eyleme dökülür. Daha sonra ise kişinin ayrılmaz bir özelliği, sabit ve sarsılmaz bir hali durumuna gelir. İşte o an, kişinin varoluşundan gelen özelliklerinden kurtulması nasıl zorsa bu özelliklerin, bu halden kurtulması da o derece zorlaşır.

    Kastedilen mana şudur; Kul günahlarla yakın ilişkide olursa, günahlar o kulun kalbinden hem kendisi, hem ailesi hem de tüm insanlarla ilgili kıskançlık duygusunu söküp çıkarır. Kalpteki kıskançlık duygusu giderek zayıflar, en nihayetinde kul kendisinde veya başkasında var olan çirkini, çirkin olarak görmemeye başlar. Kul bu sınıra ulaşınca, adımını helak kapısından içeri doğru atmış demektir.

    Bu raddeye ulaşmış olan çoğu kimse için bu durum çirkini çirkin olarak görmemekle sınırlı değildir; bununla beraber ahlaksızlıkları ve başkalarına zulmetmeyi güzel sayar, haksızlığı allayıp, pullayarak propagandasını yapar, zulme teşvik eder ve bu uğurda gayret gösterirler.

    Bu nedenledir ki deyyus, Allah’ın yarattıkları içerisinde en çirkef sıfata sahip olan kimsedir. Cennet böylelerine haramdır. Başkasına zulmedilmesini, haddi aşmayı helal gören ve bunu süslü gösteren kimse de aynı durumdadır.

    Yeterli seviyede olmayan kıskançlık duygusunun ne hallere sürüklediğine bir bak. Bu seni dinin aslının kıskanmak olduğu sonucuna götürecektir. Kıskanması olmayanın dini de yoktur. Kıskanma duygusu, hamiyetli olmak kalbi korur. Ardından kalp adına diğer organları da korur.

    Kıskanma duygusunun olmaması kalbi öldürür. Bunun sonucunda diğer organlar da ölür. Böylece savunma mekanizması diye bir şey -kesinlikle- kalmaz.

    Kalpte var olan kıskanma duygusu, hastalığı bertaraf eden ve direnen savunma gücüne benzer. Bu güç ortadan kalktığı zaman hastalık herhangi bir dirençle karşılaşmaksızın girecek bir yer bulur, iyice muhkemleşir, arından da -en nihayetinde- helak gelir.

    Kıskanma duygusu, bazı hayvanların, tehlikelere karşı kendini ve yavrusunu koruduğu boynuzlara benzer. Bunlar kırıldığı zaman düşmanın da iştahı artar vesselam

     Kaynak: İbnu’l Kayyım el-Cevziyye / ed-Dua ve’d Deva (Kalbin İlacı) / bkz: 151-155

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.