DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

Şems Süresi Meali ve Tefsiri (Bilmen)

14
A+
A-

Bu mübarek sûre, El-Kadir süresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. On beş ayet-i kerimeyi içermektedir. Güneşe yemin ile başladığı için kendisine bu ad verilmiştir. Bundan evvelki “El-Beled” süresinde sağ ve sol ashabının halleri bildirilmişti. Bu sürede de o iki zümrenin halleri bildiriliyor ve evvelki sürede kafirlerin ahiretteki halleri bildirilmişti. Bu sürede de onların dünyadaki halleri bildirilmekte olduğundan bu iki süre-i celile arasında büyük bir münasebet vardır.

Şems Süresi 1. Ayetin Meali: Güneş ve onun aydınlığı, hakkı için!

Şems Süresi 1. Ayetin Tefsiri: Bu süre-i celile, bir takım kudret eserlerine yemin suretiyle insanların nazar-ı dikkatlerini celbediyor. Kimlerin kurtuluş ve selâmete nâil olacaklarını ve kimlerin de zarar ve ziyanda kalarak azaplara uğrayacaklarını haber veriyor. Semud kavim gibi bir inkarcı gurubun da dinsizlikleri yüzünden başlarına gelmiş olan müthiş bir helaki bir uyanma vesilesi olmak üzere haber veriyor.

Şöyle ki:

Allah Teala kullarını aydınlatmak ve ibadet ve itaate teşvik için buyuruyor ki: (Andolsun güneşe ve aydınlığına) Onun ışığına veya onun doğusuyla meydana gelen ışık, o nur olmasa idi hiç bir şeyden istifade edilemezdi, yer yüzünde yaşamak mümkün olamazdı.

Şems Süresi 2. Ayetin Meali: Onu izlediği zaman ay hakkı için!

Şems Süresi 2. Ayetin Tefsiri: (Ve güneşe tabi olduğu vakit aya..) da andolsun, ay da ışığı hususunda güneşten yararlanır, her ayın muayyen günlerinde safhası tamamen ışıklanarak güneşi müteakip yer yüzüne ışıklarını saçar, pek güzel bir manzara teşkil etmiş olur.

Şems Süresi 3. Ayetin Meali: Dünyayı açığa çıkaran gündüz,

Şems Süresi 3. Ayetin Tefsiri: (Ve güneşi açığa çıkardığı) Onu ortaya çıkararak ışığı tamamıyla gösterdiği (vakit gündüze) de andolsun. Gündüzler, akşamlara kadar devam eder, bu müddet içinde güneş, daha ziyade gözlere çarparak ışıklarını her tarafa yaymış bulunur. Bu bakımdan güneşin tamamen tecelli etmesine gündüzler birer sebep mahiyetinde bulunmuş sayılır.

Şems Süresi 4. Ayetin Meali: Onu bürüyüp saran gece hakkı için!

Şems Süresi 4. Ayetin Tefsiri: (Ve güneşi örtüp ışığını giderdiği zaman geceye…) de andolsun. Gece olunca güneş batmış, onun ışıklı halde bulundurduğu yerler, karanlıklar içinde kalmış bulunur. Bu da bir başka hikmet gereği bulunmaktadır. Bu ilahi beyanda şöyle de bir işaret vardır ki:

Bütün bunlar, birer kudret eseridir. Her biri bir hikmet ve faydadan dolayı vücuda getirilmektedir. Bununla birlikte hepsi de değişime ve başkalaşmaca maruz kalmaktadır. O kadar parlak görülen şeyler, yerler; vakit vakit değişikliğe uğruyor, ışıktan mahrum kalıyor. Binaenaleyh bunları bu suretle meydana getiren, elbette ki, bir Yüce Yaratıcı’dır ki: Onda haşa böyle bir değişme ve başkalaşma, başkasına ihtiyaç düşünülmüş değildir. Ay, güneş, yıldızlar vesaire gibi değişime maruz kalan şeyler ise artık şüphe yok ki: Mabudluk yaratıcılık sıfatına sahip olamazlar.

Şems Süresi 5. Ayetin Meali: Gök ve onu bina eden,

Şems Süresi 5. Ayetin Tefsiri: (Ve göğe ve onu bina edene…) de andolsun. Yani; gök sahası da ne kadar muazzam bir kudret eseridir. Onun öyle yaratıp benzetmiş olan bir zat ise, ne kadar kudret ve hikmet sahibidir ki: Öyle muazzam, muntazam bir kainat saf hasını meydana getirmiştir. O Yüce Yaratıcı ise şüphe yok ki, Allah Teala Hazretleridir.

Şems Süresi 6. Ayetin Meali: Yer ve onu yayıp döşeyen,

Şems Süresi 6. Ayetin Tefsiri: (Ve yere ve onu yayıp döşeyene) de andolsun, O yeryüzü de ne kadar muhteşem bir surette vücuda getirilmiş, üzerinde nice mahlukat barınmakta bulunmuştur. Onun böyle pek faideli bir halde yaratmış onu da Yüce Kudreti’nin tecellisine vesile kılmış olan Kerem sahibi yaratıcı ise elbette ki: Sonsuz teşekküre yücelme ve kutsamaya layıktır.

Tah“: Döşemek, yaygı hâlinde kılmak demektir.

Şems Süresi 7. Ayetin Meali: Her bir nefis ve onu düzenleyen,

Şems Süresi 7. Ayetin Tefsiri: (Ve nefise ve onu düzeltmiş olana..) da andolsun. Yani: Adem (a.s)’ın nefsine veya mutlaka olarak yaratıklarının nefislerine ve onun muntazam surette yaratmış, ve onu nice gizli ve açık kuvvetler ile donatmış olan kerem sahibi Yaratıcıya da yemin ederim. O Ezeli Yaratıcı ki: İnsanlığa da büyük bir kabiliyet vermiş onu nice olgunlukları elde etmeye kabiliyetli kılmıştır.

Şems Süresi 8. Ayetin Meali: Ona hem kötülük, hem de ondan sakınma yolu ilham eden hakkı için ki:

Şems Süresi 8. Ayetin Tefsiri: (Sonra da ona) Her bir nefis sahibine (günahını ve takvasını ilham etmiş olana..) da andolsun. Yani: Hikmet Sahibi Yaratıcı’ya da yemin olsun ki: O; her insanı yaratmış, ona hayır ve şerri anlayabilecek bir kabiliyet vermiştir. Artık bu temiz yaratılışını zayi etmeyen kimseler, çirkin amellerden kaçınırlar, Cenab-ı Hak’tan korkarlar, güzel amellere devam ederler.

Şems Süresi 9. Ayetin Meali: Nefsini maddi ve manevi kirlerden arındıran, felaha erer.

Şems Süresi 9. Ayetin Tefsiri: Evet.. Andolsun ki: (Nefsini temizlemiş olan) günahlardan kaçınan, faideli bilgiler ile, salih ameller ile uğraşmakta bulunan kimse (şüphe yok ki: kurtuluşa ermiştir.) bütün güzel maksatlarına erişmiştir. Ebedi selamet ve saadete aday bulunmaktadır. İşte bu İlahi beyan, yukarıdaki yeminlerin cevabıdır. Bu kurtuluş ve selametin tecelli  edeceğini kat’î surette beyan ve bu hususa dikkat nazarlarını çekmek içindir ki, öyle birçok yeminler yapılmıştır.

Şems Süresi 10. Ayetin Meali: Onu günahlarla örten ise ziyana uğrar.

Şems Süresi 10. Ayetin Tefsiri: (Ve muhakkak ki: Nefsini noksana düşüren de) Yani: Kendi ruhunu, varlığını yanlış düşünceler ile, ameller ile bozan, itaat dairesinden çıkaran, isyan ve azgınlık felaketlerine uğrayan herhangi bir şahıs da (hüsrana uğramıştır.) nefsini büyük bir tehlikeye düşürmüştür. İstikbalini büyük bir felakete maruz bırakmıştır. Böyle kimseler, ahirette ebediyen azap görecekleri gibi çok kere dünyada da o fena hareketlerinin cezasını görmüşlerdir. İşte bir örnek:

“Dess” Noksan kılmak ve gizlemek manasındadır.

Şems Süresi 11. Ayetin Meali: Azgınlığı yüzünden Semud milleti Resullerinin bildirdiği gerçekleri yalan saydı.

Şems Süresi 11. Ayetin Tefsiri: (Semud) kabîiesi (azgınlığı sebebi ile) küfür ve isyanları yüzünden Peygamberleri Salih (a.s)ı (yalanlamıştır.) o mübarek Peygambere, karşı muhalif bir cephe almış, onun Peygamberliğini yalan saymışlardı.

Şems Süresi 12. Ayetin Meali: Bir ara onların en azılı olanları öne atıldığında, bu yalanlamaları iyice şiddetlendi.

Şems Süresi 12. Ayetin Tefsiri: (Onların en şakisi) O kabilinin en ileri atılan günahkar, isyankâr bir ferdi olan Kidar Bini Salif adındaki bir kâfir, Hz. Sâlih’in gösterdiği bir hârikaya karşı sûikastta bulunmak için (ayaklandığı zaman..) o kabîle, o kâfirin bu hareketine râzı olmuş, onun bu cinâyetine iştirâk etmiş bulunmuştu.

Şems Süresi 13. Ayetin Meali: Elçileri ise kendilerine: “(Mûcizevî olarak verilen) Allah’ın devesini ve onun su içme sırasını gözetin, ona dokunmayın!” dedi.

Şems Süresi 13. Ayetin Tefsiri: Halbuki: (Onlara) o kabîleye (Allah Resûl-ü) Sâlih (a.s) (demişti ki: Allah’ın) bir mûcize olmak üzere yarattığı ve akıllıca düşünenlerin îmana gelmelerine bir vesîle olacak olan (dişi devesine ve onun) o devenin (sulanışına…) dokunmayınız, onun için tâyin edilen günlerde onun su içmesine engel olmayın.

Şems Süresi 14. Ayetin Meali: Fakat onlar o Peygamberi yalancı sayıp deveyi kestiler. Allah da böylesi suç ve isyanları sebebiyle azap indirdi, onları yerle bir etti.

Şems Süresi 14. Ayetin Tefsiri: (Fakat) O Semûd Kavmi (onu) Hz. Sâlih’i (yalancı saydılar.) onun Peygamberliğini kabul etmediler, nasihatlerini dinlemediler, (deveyi boğazladılar) Onun boğazlanmasına hiç biri mâni olmadı. (Artık onları günahları sebebile Rabbi’leri azap ile kuşattı.) kökünden koparmak sûretiyle helâk etti. (de kendilerini uygun bir cezaya uğrattı.) O kabîlenin bütün fertleri aynı derecede bir azaba uğramış, hepsi de mahv ve yok olup gitmişlerdir.

“Demdeme” depretmek, harekete getirmek, helâk etmek yere yapıştırmak demektir.

Şems Süresi 15. Ayetin Meali: Bunun sonucundan da asla endişe etmedi.

Şems Süresi 15. Ayetin Tefsiri: (Ve) Allâh-ü Teâlâ (onların bu ahlâki) öyle bir helâke mâruz bırakılmaları (âkıbetinden korkacak değildir.) İnanıyoruz. Evet, O Yüce Yaratıcı, onlara zulm etmiş değildir. Onları lâyık oldukları bir cezaya kavuşturmuştur ve kendi mülkünde, kendi mahlûkatı hakkında o helâk irâdesi hikmet gereği tecelli etmiştir ve o yüce zât hakkında aslâ korku ve dehşet düşünülemez. Diğer sûreler de Semûd kavminin kıssalarına işaret buyrulmuştur. Bilindiği üzere onlar Hicaz ile Şam arasında Hicr denilen sahada oturmakta idiler.

Bunlar Arap yarımadasında büyük bir kuvvet sâhipleri idi. Putlara tapıyorlardı, Sâlih (a.s) onları ilâhî dine dâvet ve onların istemeleri üzerine bir kayadan yüklü bir dişi deve bir mûcize olmak üzere dua edip meydana çıkardı, bir su mahalli, bir gün o devenin, diğer bir günde diğer hayvanların su içmelerine ayrıldı, fakat o kabîle buna riâyet etmediler, o harikulâde olan deveyi boğazladılar, yine küfürlerinde devam etmek istiyorlardı ki:

Gökten gelen bir azap sesi ile hepsi de helâk oldular. Ancak Hz. Sâlih ile ona imân edenler, selâmette kalarak Mekke-i Mükerreme’ye veya Kudrî Şerife göç ederek orada ibaretle meşgul olmuşlardır.

Kısacası: Bu kıssanın bildirilmesi: Son Peygamber hakkında bir teselli mahiyetindedir. O Yüce Peygamber’e muhalefet, edenlerin de öyle müthiş azaplara uğrayabileceklerini ihtar buyurmaktadır. Nitekim muhalefete cür’et edenlerden bir kısmı Bedr gazvesinde helâk oldular, diğer bir kısmı da başka başka şekillerde cezalarına kavuşmuşlardır. Hattâ Arap yarımadasında Resûl-i Ekrem’i yalanlayan bir kimse kalmamıştır.

Allâh-ü Teâlâ Hazretleri, İslâmiyet’i kıyamete kadar da koruyacaktır.

Yüce Peygamberimizin risâletini, yüceliğini her asırda milyonlarca insan tasdîk edecek ve ona saygı gösterecektir.

Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun.

Kaynak: Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Meal:Yıldırım & Tefsir: Bilmen

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.