DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

Tarık Süresi Meali ve Tefsiri (Bilmen)

15
A+
A-

Bu mübarek süre, “Beled Süresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. On yedi ayet-i kerimeyi içermektedir. Tarık denilen yıldıza yemin ile başladığı için kendisine bu Tarık adı verilmiştir. Ve bu iki süre de Kur’an-ı Kerim’i yalanlayanları bildirmiştir. Ve Kur’an-ı Kerim’in yüksek vasfım ve o yalanlayanların reddini içermektedir. Binaenaleyh aralarında büyük bir münasebet vardır.

Tarık Süresi 1. Ayet Meali ve Tefsiri

Meal: Göğe ve “Tarık’a” kasem ederim.

Tefsir: Bu mübarek süre, insanların boş yere olmaksızın nasıl bir tarzda yaratılmış olduklarını ihtar ediyor. Hepsinin de durumları korunmuş olup, bilahare tekrar hayata erdirileceklerini birer muazzam, parlak kudret eserine yemin suretiyle haber veriyor. İnkarcıların eza ve cefasına uğramış olan Resul-i Ekrem ile Ashab-ı Kiramı’na teselli verici bir mahiyette bulunmaktadır.

Şöyle ki: (Andolsun göğe ve tank’a.) O muazzam gök kubbesine ve tank denilen kudret eserine. Bunların halleri, şekilleri, doğuş ve batışları pek enteresan ve hoş olup bunları güzelce seyreden ve düşünenler için bunlar, birer kudret delili olduğundan Kur’an-ı Kerim’de bunlara çokça yemin edilmiş, bunlara dikkatler çekilmek istenilmiştir.

Tarık Süresi 2. ayetin Meali: Tarık, bilir misin nedir?

Tarık Süresi 2. ayetin Tefsiri: (Tarık’ın ne olduğunu bildin mi?. Ey Yaratıkların en şereflisi!. O Tank ne kadar muazzam bir kudret eseridir. Bu gibi istifham yoluyla hitap bildirilecek şeyin azamet ve yüceliğine işaret eden bir konuşma üslûbudur.

Tarık Süresi 3. ayetin Meali: O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır.

Tarık Süresi 3. ayetin Tefsiri: (O) Tarık, gecenin karanlığını (delen bir yıldızdır.) Işığıyla etrafı aydınlatır, bu yıldızlardan maksat, ya Süreyya‘dır veya Cedi veya Zühre yıldızıdır. Veyahut mutlaka yıldız cinsidir. Çünkü her yıldızın kendisine mahsus bir ışığı vardır, onunla karanlığı deler yok eder.

Tarık Süresi 4. ayetin Meali: Hiçbir kimse yoktur ki yanında bekçi bir melek bulunmasın.

Tarık Süresi 4. ayetin Tefsiri: Evet.. Yemin olsun ki: (Hiç bir nefis yoktur ki:) Özellikle insan nefislerinden hiç biri müstesna değildir ki, (illa onun üzerinde bir gözetici vardır.) Yani: Onu koruyan, onun hareket ve davranıştan gözeten, bilen bir zat vardır ki: O da Cenab-ı Hak’tır veya hafaza meleğidir ki: O kendisinin bütün amellerini, hayati işlerini yazar, tespit eder. Bu ayet-i kerime yukarıdaki yeminin cevabıdır.

Tarık Süresi 5. ayetin Meali: Öyleyse insan neden yaratıldığını bir düşünsün!

Tarık Süresi 5. ayetin Tefsiri: (Artık insan) yaratılışının başlangıcını düşünsün, (neden yaratılmış) olduğuna (bir baksın.) İlahi kudretin ne kadar muazzam olduğunu düşünmeye dalsın, onu öyle yaratmış olan bir Yüce Yaratıcı onu öldürdükten sonra tekrar iade edemez mi?

Tarık Süresi 6. ayetin Meali: O, atılan bir sudan yaratıldı.

Tarık Süresi 6. ayetin Tefsiri: Evet.. İnsan, başlangıçta Allah’ın kudreti ile (bir atılgan sudan yaratılmıştır.) Ki: O, süratle akan, ana rahmine düşen bir nutfeden ibarettir.

Tarık Süresi 7. ayetin Meali: Bel ile göğüs nahiyesinden çıkan,

Tarık Süresi 7. ayetin Tefsiri: İşte o su, erkeğin (Arka kemiği ile) kadının (göğüs kemikleri arasından çıkıversin.) Böyle ince, garip bir damladan ibarettir. Böyle olduğu halde Allah’ın kudreti ile büyüyüp ve gelişip mükemmel bir insan olarak varlık alanına çıkıyor.

Sulb” Erkeğin arka kemiği demektir.

Teraib” de kadının göğüs kemikleri manasındadır.

Tarık Süresi 8. ayetin Meali: Onu ilkin yaratan Allah, elbette onu diriltmeye kadirdir.

Allah insanın yaratılışını gözle görülmesi mümkün olmayacak kadar küçük bir hücreden başlatmaktadır. Bu safhadan, ana karnında hilkati tamamlanıp dünyaya gelmesine, bebeklik, çocukluk, gençlik safhalarını tamamlayıp olgunluk safhasına varıncaya kadar, binlerce tehlikelere karşı onu koruyup kollaması, onu ölümden sonra dirilteceğinin en kuvvetli delilidir. Aksi halde, Yaratıcının varlığını inkar etmek gerekir ki bu da imkansızdır. İnkarcıların “Kitaplar, yazan ve basan kimseler olmaksızın kendi kendilerine meydana gelmektedir veya dünyadaki bütün şehirler kendi kendilerine meydana gelmişlerdir” gibi hurafeleri öne sürmeleri gerekir. Bu deliliği de kabul edecek insan kolay kolay bulunamaz.

Tarık Süresi 8. ayetin Tefsiri: Artık (Şüphe yok ki: O) öyle bir damla sudan o kadar mükemmel bir suret ve mahiyette bulunan insanı yaratan Yüce Yaratıcı (bunu) bu insanı, öldürdükten sonra da tekrar hayat sahasına (döndürmeye de elbette kadirdir.) Evet.. O Kerem Sahibi Yaratıcı, insanı yaratıyor, besliyor, bir çoklarını ihtiyarlık çağına kavuşturuyor, artık onu öldürdükten sonra tekrar hayata erdiremez mi? Bunu hangi akıllı bir kimse, imkansız görebilir? Elbette ki: O Yüce Yaratıcının sonsuz kudreti, yeniden yaratmaya da fazlasıyla kafidir.

Tarık Süresi 9. ayetin Meali: Gün gelir, bütün gizli haller ortaya dökülür…

Tarık Süresi 9. ayetin Tefsiri: Evet.. O Hikmet Sahibi Yaratıcı o insanları öldürdükten sonra yeni bir hayata kavuşturacaktır. (Gizli şeylerin) bütün inanç, amel ve fiillere dair amel sahifelerinde yazılmış muamelelerin (açıklanacağı gün.) Ortaya çıkacağı zaman ki, o da, kıyamet gününden ibarettir.

Tarık Süresi 10. ayetin Meali: O gün insanın ne bir kudreti, ne de bir yardımcısı kalır.

Tarık Süresi 10. ayetin Tefsiri: (Artık onun için) Öyle bir kıyamet alemini inkâr eden her hangi bir şahıs için o günde (bir kuvvet) yoktur ki, kendisine yönelecek cezayı bertaraf edebilsin. (ve bir yardımcı) da (yoktur) ki: Onu himâyeye çalışsın, onu yüz gösteren azaplardan kurtarabilsin.

Tarık Süresi 11. ayetin Meali: Yağmur dolu gök,

Tarık Süresi 11. ayetin Tefsiri: (Andolsun o dönüş sahibi olan semaya. Hareket edip dolaşan o Yüce manzaraya.

“Recı” kelimesi rucu ve icra, yani: Dönmek ve döndürülmek manasındadır.  Burada bundan maksat ya gök kubbesinin hareket edip dönmesidir. Eski astronomi alimleri buna inanmışlardır. Veya tek olarak, güneşin, ayın ve yıldızların dönüp dolaşmalarıdır ki, bunlar semada görüldükleri için bunların bu dolaşması semâya nispet edilmiştir. Veyahut burcundan maksat: Yağmurların yağmasıdır ki, hareket eden bulutlardan çıkarak yeryüzüne serpilmekte ve rüzgarlar ile her tarafa dönüp gitmektedirler.

Tarık Süresi 12. ayetin Meali: Bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:

Tarık Süresi 12. ayetin Tefsiri: (Ve) Andolsun (çatlayıp) ağaçlar ile, meyveler ile, bitkiler ile (yayılan yeryüzüne.) O garip, acaib manzaraları gösteren yer sahasına.

Tarık Süresi 13. ayetin Meali: Bu Kur’an, kesin bir sözdür, hakla batılı ayırt eden bir sözdür!

Tarık Süresi 13. ayetin Tefsiri: (Şüphe yok ki: O) Kur’an-ı Kerim, yahut ölülerin yeniden hayata erdirileceğine dair olan ilâhî beyan (elbette bir ayırt eden) hak ile batılın arasını ayıran bir (kelamdır.) Bir hakikati beyan eden sözdür.

Tarık Süresi 14. ayetin Meali: O bir şaka değildir.

Tarık Süresi 14. ayetin Tefsiri: (Ve o) Hakikati beyan eden söz (bir şaka değildir.) Lâtife tarzında bir söz olmaktan uzaktır.

Tarık Süresi 15. ayetin Meali: O kafirler, vargüçleriyle hile kurarlar.

Tarık Süresi 15. ayetin Tefsiri: (Muhakkak ki, onlar) İslam dininin düşmanları olan inkarcılar, (Bir hile ile hilede bulunurlar.) İnsanların İslam dinini kabulüne mani olmak için hilelerde, iftiralarda bulunmaya cür’et ederler. Kur’an-ı Kerim’e sihir ve Resul-i Ekrem’e sihirbaz veya şair demekten sıkılmazlar. Allah’ın nûrunu söndürmeğe çalışırlar.

Tarık Süresi 16. ayetin Meali: Ben de kurarım, (yani hilelerini boşa çıkarırım).

Tarık Süresi 16. ayetin Tefsiri: Hak Teala da buyuruyor ki: (Ben de) İlahi zatını da o hain kimselere karşı, (bir hile ile hilede bulunurum.) Yani: Onların hilelerini iptal ederim, onların hilelerine karşı Yüce Peygamberime zafer veririm, onun neşrettiği din’i yükseltirim veya onları hilelerinin cezasiyle cezalandırırım, nitekim Bedr Gazvesindeki katledilmeleri, esir alınmaları bu ceza cümlesindendir. Âhiretteki cezaları ise Elbette ki, daha müthiştir.

Tarık Süresi 17. ayetin Meali: Öyleyse o kâfirleri kendi hallerine bırak! (yakında sana olan desteğimiz gelecektir).

Tarık Süresi 17. ayetin Tefsiri: (Artık) Ey peygamber!. Sen üzülme, o (kafirlere mühlet ver) onlardan hemen intikam almaya kalkışma, onların derhal helâk olmalarına dua etme, onların mahv ve perişan olmalarını acele isteme. Evet.. (Onları biraz bırak.) Onların akıbetlerine bak.. Onların başlarına gelecek cezayı yakında göreceksindir.

“Ruveyd” kelimesi, yakın, az, ağır ağır acelesiz mânâsınadır. Böyle az bir müddet beklemekle emredilmesi, Resûl-i Ekrem için bir teselliyi içermektedir, kâfirlerin hilelerinden, saldırılarından endişede bulunan müminlerin haklarında da bir teskin ve tahmin vesîlesidir. Çünkü: O hilekâr düşmanların hileleri sönerek kendilerinin zarar ve ziyana uğrayacaklarına İslâm dininin ise tam bir muvaffakiyetle yayılmaya devam edeceğine işârette bulunmaktadır. Elbette ki, Cenab-ı Hak, İslâm dinini her zaman koruyacak ve yüceltecektir. Amenna..

Kaynak: Turan Yazılım / Mütşit 5 / Kur’an / Meal: Yıldırım & Tefsir / Bilmen

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.